Herkese merhaba.
Eylül & Ekim Postası aşağıda.
Nasılsınız? İçe kapanma ayları nasıl gidiyor herkesin? Hâletiruhiyeniz nasıl?
Gökçe -Ali’nin “kanka”sı Alp’in annesi- geçen gün benimkini şahane tarif etti. Alp’i bizden almaya geldiğinde, yazı yazdığım odadan çıkıp ona bakıyormuşum ama henüz tam orada değilmişim. O sırada kafamdan şöyle bir monolog geçiyormuş:
Bu kim?
Gökçe. Alp’in annesi.
Niye geldi acaba?
Ha tabii, Alp’i almaya.
Alp nerede?
Ali’yle aşağıda oynuyorlar.
Eylül ve Ekim böyleydi bende.
Ve bir yandan aşağıdaki gibi. Sergiler, söyleşiler, oyunlar, her şeyler. Ama Dostoyevski’nin Öteki’sindeki doppelgänger hep içimde, Gökçe’nin tahmin ettiği ikizim.
Doppelgänger, Almanca doppel (çift) ve gänger (giden) sözcüklerinden gelir: canlı insanın kendisine tıpatıp benzeyen görüntüsü. Hayaletten farklıdır, çünkü sahibi hayattadır. Dostoyevski’nin Öteki’sinde (1846) Golyadkin, kendi başaramadığı her şeyi başaran bir doppelgänger’le karşılaşır. Hoffmann’ın Şeytan’ın İksiri’nde (Die Elixiere des Teufels, 1815-16) de aynı tema işlenir. Detaylar için: Doppelgänger.
Kasım ayında Golyadkinlerinize dikkat edin lütfen. Dinlenin. Jason Bourne’un (o da iki kimlikli) Pam’e dediğini kendinize söylemeyi ihmal etmeyin, naçizane.
Dinlen Pam. Yorgun Görünüyorsun.
Hemen şu videoda, 1:11. Bourne Supremacy • Get some rest Pam. You look tired.
Yeni Kitap
Eylül’de yeni kitabım(ız) çıktı: Çocuk, Yaşlı Ağaç ve Hikâyeler (Doğan Çocuk, resimleyen ayse deniz sahin). Birkaç hafta içinde 2. baskıya girdi. Çok sevindik. Okuyan herkese teşekkür ederiz.
Takvime Not
29 Kasım • 20:00: Davetlisiniz! Çocuk, Yaşlı Ağaç ve Hikâyeler’in editörü Keriman Güldiken ve çizeri Ayşe Deniz Şahin ile birlikte bir buluşma yapıyoruz.
Şurada: Zoom Toplantısı
Sakıp Sabancı Müzesi Yazı Atölyesi: Arşivle Yazmak
Ekim’de Sakıp Sabancı Müzesi’nde Emirgân Arşivi’ndeki fotoğraflar, mektuplar, haritalar ve objelerden yola çıkan bir yazı atölyesi yürüttüm. Bu atölyeyi tekrar yapmayı planlıyoruz.
Yazmak & Düşünmek İşleri
Geçen bahar bir monolog yazdığım Monologlar Müzesi Kuğugölü, Moda’da (Moda Caddesi No: 63) sahnelenmeye devam ediyor. Ahmet Sami Özbudak, Burak Üzen ve Ceren Boz’un yönettiği oyunda altı yazarın monologları yer alıyor: Mevsim Yenice, Talin Azak, Azelya Özdağ, Serhat Fırat Çakıcı, Ahmet Sami Özbudak ve ben.
Gitmek isterseniz detaylar şurada:
KuğugölüEylül’de Ahmet Sami Özbudak’ın başka bir Monologlar Müzesi projesi için de bir monolog yazdım. Oynanmaya başlayınca haber vereceğim.
Poetika Yazı Kulübü
Ekim’de kulüpte Yusuf Atılgan’ın Saatlerin Tıkırtısı öyküsü üzerinden metinlerin içinde dolaşan şeyleri konuştuk. Şimdi herkes kendi metinlerine bu gözle geri dönüyor. Poetika Yazı Kulübü çok güzel gidiyor, aramıza katılmak isterseniz: Poetika Yazı Kulübü
Edebiyat
Burhan Sonmez’in Kırmızı Ayna’sını okudum (İletişim Yayınları, 2026).
Virginia Evans’ın The Correspondent’ını okudum (Penguin Michael Joseph, 2025). Türkçede Muhabbet adıyla yayımlandı (April Yayıncılık, çev. Ergin Kaptan).
2026 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi Anne Carson’ın The Beauty of the Husband’ını okudum (Vintage Comtemporaries, 2002). Anne Carson’ın vahşiliğine bayıldım. Köyü çoktan bırakmış Anne Carson, ormanda çırılçıplak koşuyor.
Sergi
Pera Müzesi’nde Cumhuriyet’in Kamera Arkası sergisinin açılışına davetliydim. Serginin küratörlerinden Ahmet Ersoy, Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nde hoca, aynı zamanda çok sevdiğim bir arkadaşım. Yeni romanımla ilgili her sorumu sabırla yanıtladı, yanıtlıyor, sağ olsun.
Gitmek isterseniz sergi 28 Mart 2027’ye kadar açık.
Söyleşi
Eylül sonunda İKSV’de Reşad Ekrem Koçu’nun İstanbul’u söyleşisine gittim. Moderatör Cem Erciyes, konuşmacılar çok sevgili editörüm Hülya Balcı, Serdar Soydan ve Yağmur Dolkun idi.
Hülya nasıl güzel anlatıyor Koçu’yu. Tekrarı olursa kaçırmayın.
Tiyatro
30. İstanbul Tiyatro Festivali’nin açılış oyunu, Caroline Guiela Nguyen’in yazdığı ve yönettiği Lacrima’ya gittim. Metnin dokusunu çok beğendim, yazı atölyelerinde konuştuklarımızın iyi bir örneğiydi. 175 dakikalık oyunu yalnızca üç dakikalık bir ayağa kalkma molasıyla, Türkçe üst yazıyla soluksuz izledim.
Soğuklarda görüşmek üzere,
Sepin




Ben hali hazırda soğuk’tayım, siz de gelin bir an önce de buluşalım 😊
Muhabbet’i ben de yaz sonu kitabı olarak okudum.
Anne Carson da listemde, videoları önüme düşüp duruyor. Gençliğinde de vahşi miydi sonradan mı oldu merak ediyorum çok. Buluşmada “yazmaya nereden başlayacağımı bilmiyorum” diyenler için alıntılayacaktım aslında ama fırsat olmadı. Yazmaya neresinden başladığını soranlara “tam ortasından” diye yanıt vermiş 🥰
Bana da mavi ekran verdi gene derler. Genelde beynimin içinde kaybolup dünyaya dönemem bir süre. Yazarak yolunu bulanlarla buluşmak çok iyi geldi bana.