Discussion about this post

User's avatar
Berna The Rebel's avatar

Temizlet, kirlet, başlat gibi bir ek sanki.

Uzak kelimesinin uz köküne eklenmiş. Yatak, batak, sokak gibi uz-ak.

Az gittim uz gittimdeki gibi, “uz” kökü.

Uzlet olmuş.

Beni uz’da bırakın diyor. Zamane dilindeki “beni bir salın”ın karşılığı sanki.

Kaleköy’e bu yıl gittik. Bayağı geç saatte vardık köye, ertesi gün Kaleköy’ü erkenden gezelim diye bir otele girdik. Balkona çıktım, bir baktım ki balkon dosdoğru Kaleköy’e bakıyor. Oğlum Can dedi ki “anne, sanki güzel bir manzaraymış gibi neden Kaleköy’e bakıyor ki balkon? Utanç tablosu değil mi bu? Üzücü olması gerekmiyor mu?”

Ertesi gün terkedilmiş ve yağmalanmış binaları gezen turistleri görünce de merak ettik çok, “acaba ne anlatıyor rehberler turistleri buraya getirdiklerinde?”

Ama Uzlet deyince aklıma Kaleköy gelmiyor. Tam tersine Kaleköy diyor ki “insanlarımı geri getirin!”

Uzlet deyince aklıma daha çok Pamukkale gibi, Salda Gölü gibi yerler geliyor. Yalnız kaldığında beyazlığıyla göz kamaştıracak güzellikler.

Ebru K. Ünlü's avatar

Aynı kelimelerle olmasa da, en çok Yahya Kemal'e yakın hissettim kendimi. "Ülfet yürek yükü çok zaman, fakat uzlet de yine aynı yüreğe dert" Yani ne yalnızlığa gönlüm var ne de seçmediğim kalabalıklara tahammülüm.

1 more comment...

No posts

Ready for more?