Gaston Bachelard, Mekânın Poetikası
Poetika Yazı Kulübü Metinleri.
İç mekânın içsel değerleri üstüne yapılan fenomenolojik bir çalışma için kuşkusuz ev ayrıcalıklı bir varlıktır; elbette evi hem birliği hem de karmaşıklığı içinde ele almak ve böylece onun sahip olduğu tikel değerlerin tümünü temel bir değerde bütünleştirmek koşuluyla. Ev bize, hem dağınık hayaller hem de bir hayaller bütünü sunar. Her iki durumda da, hayalgücünün gerçekliğin değerlerini artırdığını kanıtlayacağız. Hayaller bir tür çekim gücüyle, evin çevresinde toplanır. Başımızı soktuğumuz bütün evlerden kalan anıları geride bırakarak, oturmayı düşlediğimiz tüm evlerin ötesinde, bütün korunmuş içsellik hayallerimizin özel değerinin doğrulanması olacak içsel ve somut bir öz bulabilir miyiz? İşte, temel mesele bu.
Bu meseleyi çözmek için evi, yargıların ve kurulan düşlerin etkisine sokabileceğimiz bir “nesne” olarak ele almak yeterli olmaz. Bir fenomenolog, bir psikanalist ve bir psikolog için (bu üç bakış açısı, içerik bakımından giderek azalan zenginlik sırasına göre dizilmiştir) söz konusu olan, evleri betimlemek, resimsi yanlarının ayrıntılarını vermek ve konforlu olmalarının nedenlerini analiz etmek değildir. Ilk erdemlere, yani ilk ikamet etme işlevinin, bir şekilde, doğuştan benimsendiğinı ortaya koyan erdemlere ulaşmak için, tam tersine betimleme sorunlarını aşmak gerekir (bu betimleme ister nesnel ister öznel olsun, yani ister olguları ister izlenimleri dile getirsin). Coğrafyacılar ya da etnograflar çok farklı yerleşim türleri betimlevebilirler. Bu farklılıklar karşısında fenomenolog, gü. venli, dolaysız ve merkezde yer alan mutluluk filizini ele geçirmek için gereken tüm çabayı gösterir. Her konutta, hatta şatoda bile ilk kabuğu bulmak; budur işte tenomenoloğun en başta gelen görevi.
Bizi, bulunmaktan hoşnut olduğumuz bir yere bağlayan ince ayrımların her birinin derin gerçekliğini belirlemek istediğimizde, birbiriyle kesişen ne çok sorun çıkar karşımıza! Bir fenomenolog ince ayrımı, ilk fışkıran psikolojik fenomen olarak kabul etmelidir. Ayrım, ek olarak yapılan yüzeysel bir renklendirme değildir. Dolayısıyla yaşadığımız mekânı, yaşamın tüm diyalektikleriyle uyum içinde nasıl doldurduğumu-zu, “dünyanın bir köşesine” gün be gün nasıl kök saldığımızı söylemek gerekir.
Çünkü ev, bizim dünyadaki köşemizdir. Çok kez söylendiği gibi, ilk evrenimizdir. Ev, gerçek bir kozmozdur. Kelimenin tam anlamıyla bir kozmozdur. Kendi içselliği içinde ele alındığında, en mütevazı ev bile güzel değil midir? “Mütevazı yuva”ları betimleyen yazarlar, mekânın potikasına ait bu unsura sık sık değinir. Ama bunun üstünde pek az dururlar. Mütevazı yuvada betimlenecek pek az şey olduğu için, burada fazla kalmazlar. Mütevazı yuvayı güncelliği içinde nitelerler ama ilkeliğini gerçekten yaşamazlar; düşlemeyi benimseyince zenginin de fakirin de, herkesin malıdır bu ilkellik.
Ancak bizim erişkin yaşamımız ilk edinimlerden o kadar yoksundur ve insan kozmozunun (anthropocosmique) buradaki bağları o kadar gevşektir ki, bu bağların evin evreniyle kurduğu ilk ilişkiyi hissedemeyiz bile. Ben ile ben-olmayan arasındaki diyalektik oyun sayesinde bir evren bulan, soyut biçimde “dünyalaştıran” filozoflar da yok değildir. Kesin olarak söylemek gerekirse, bu filozoflar evden önce evreni, kovuktan önce ufku bilirler. Oysa hayallerin gerçek başlangıç noktaları, eğer bunları fenomenolojik yöntemle inceliyorsak, ikamet edilen mekânın ne tür değerlere sahip olduğunu, beni koruyan ben-olmayanı somut olarak gösterecektir bize.
Gerçekten de burada, hayallerini keşfetmemiz gereken bir karşılıklılığa varıyoruz: gerçekten ikamet edilen her mekân, kendinde ev kavramının özünü barındırır. Yapıtımız boyunca, varlık en küçük bir barınak bulduğunda, hayalgücünün bu yönde nasıl çalışmaya başladığını göreceğiz: hayalgücünün, ele gelmez gölgelerden “duvarlar” ördüğünü, korunma yanılsamalarıyla içini rahatlattığını ya da tersine, kalın duvarlar ardında korkudan tir tir titrediğini, en sağlam surlardan kuşkulandığını göreceğiz. Kısacası barınan varlık, barınağının sınırlarını, en bitip tükenmez diyalektik içinde duyulur hale getirir. Evi gerçekliği ve sanallığı içinde, düşünceleri ve hülyalarıyla yaşar.
Fenomenolojik Çalışma.
Kavramlar.
Imago Mundi.



